Anahtarı nereye koyduğunu unutmak, bir ismi o anda hatırlayamamak ya da yoğun bir günün sonunda söyleneni kaçırmak tek başına hastalık anlamına gelmez. Ancak unutkanlık ne zaman ciddiye alınmalı sorusu, özellikle şikayet sıklaşıyorsa, günlük yaşamı etkilemeye başladıysa veya aile bireyleri belirgin bir değişiklik fark ediyorsa önem kazanır. Burada asıl belirleyici olan, unutkanlığın derecesi kadar eşlik eden belirtiler ve zaman içindeki gidiştir.
Hastalar ve yakınları çoğu zaman iki uç arasında kalır. Bir yanda “yaşla olur” diye düşünüp değerlendirmeyi geciktirme eğilimi vardır, diğer yanda her unutkanlığı ağır bir tabloyla ilişkilendiren gereksiz kaygı gelişebilir. Oysa doğru yaklaşım, unutkanlığın niteliğini dikkatle sorgulamak ve gerektiğinde nörolojik açıdan ayrıntılı değerlendirme yapmaktır.
Her unutkanlık aynı anlama gelmez
Bellek yakınmaları çok farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Uykusuzluk, stres, kaygı, depresif duygu durum, yoğun iş temposu, bazı sistemik hastalıklar, vitamin eksiklikleri, tiroid sorunları, enfeksiyonlar ve kullanılan bazı tedaviler geçici ya da düzelebilir unutkanlık hissine yol açabilir. Bu nedenle yalnızca “unutuyorum” ifadesiyle sonuca varmak doğru değildir.
Nörolojik açıdan bizi ilgilendiren nokta, kişinin yeni bilgiyi öğrenme ve akılda tutma becerisinin gerçekten bozulup bozulmadığıdır. Bazen kişi dikkatini toplayamadığı için unutkan olduğunu düşünür. Bazen de sorun doğrudan bellek süreçleriyle ilişkilidir. Bu ayrım, muayenede ayrıntılı öykü ve bilişsel değerlendirme ile netleşir.
Unutkanlık ne zaman ciddiye alınmalı?
Unutkanlığın ciddiye alınması gereken durumları belirlerken tek bir ölçüt kullanılmaz. Şikayetin ne zamandır olduğu, giderek artıp artmadığı, kişinin eğitim düzeyi ve günlük yaşamı, eşlik eden nörolojik bulgular ve yakınlarının gözlemleri birlikte değerlendirilir.
Özellikle son konuşmaları sık tekrar ettirme, aynı soruları kısa aralıklarla yeniden sorma, yakın zamanda yaşanan olayları belirgin biçimde hatırlayamama, randevuları ve ilaç saatlerini sık karıştırma, para hesabı ve alışveriş gibi daha önce rahat yürütülen işleri yaparken zorlanma önemlidir. Kişinin evinin yolunu karıştırması, tanıdığı ortamlarda yön bulmakta güçlük çekmesi ya da ocakta yemek unutma gibi güvenlik riski oluşturan durumlar daha dikkatli yaklaşım gerektirir.
Bir başka önemli nokta, değişimin kişi tarafından değil daha çok aile tarafından fark edilmesidir. Bazı hastalar yakınmalarını hafife alabilir ya da fark etmeyebilir. Yakınlarının “son bir yıldır belirgin değişti” demesi, değerlendirmede oldukça kıymetli bir bilgidir.
Yaşa bağlı dalgınlık ile hastalık belirtisi nasıl ayrılır?
İleri yaşla birlikte bilgiye ulaşma hızında bir miktar yavaşlama olabilir. Kişi bazen ismi geç hatırlar ama biraz sonra bulur. Aradığı eşyayı yanlış yere bırakmış olabilir fakat mantık yürüterek yerini bulur. Bu tip durumlar tek başına ciddi bir nörolojik hastalık göstergesi olmayabilir.
Daha dikkat çekici olan tablo ise unutulan bilginin hiç geri gelmemesi, olayların hiç yaşanmamış gibi silinmesi veya günlük işlevin bozulmasıdır. Örneğin aynı gün içinde yapılan konuşmayı tümüyle unutmak, defalarca aynı konuyu açmak, faturaları ödemeyi bırakmak ya da kişisel bakımda aksama yaşamak sıradan dalgınlığın ötesinde değerlendirilmelidir.
Burada ince bir ayrım vardır. Her ilerleyici unutkanlık demans anlamına gelmez, her yaşa bağlı unutkanlık da önemsiz değildir. Bu nedenle internetten edinilen genel bilgilerle karar vermek yerine kişisel değerlendirme için nöroloji muayenesi gerekebilir.
Eşlik eden belirtiler neden önemlidir?
Unutkanlığın yanında konuşmada zorlanma, kelime bulamama, davranış değişikliği, içe kapanma, karar verme güçlüğü, plan yapamama, dengesizlik, yürüme değişikliği, idrar kaçırma, titreme, yavaşlama, bayılma benzeri ataklar veya yeni başlayan baş ağrıları varsa değerlendirme daha da önem kazanır. Çünkü bazı nörolojik tablolar yalnızca bellekle sınırlı kalmaz.
Ani başlayan unutkanlık ise ayrı ele alınmalıdır. Birkaç saat ya da birkaç gün içinde gelişen belirgin bilinç değişikliği, konuşma bozukluğu, kol veya bacakta güçsüzlük, yüzde kayma, yönelim bozukluğu gibi belirtiler acil tıbbi değerlendirme gerektirir. Bu tür durumlar zamana bırakılmamalıdır.
Genç yaşta unutkanlık olur mu?
Evet, olabilir. Özellikle yoğun stres altında çalışan, düzensiz uyuyan, kaygı düzeyi yüksek ya da depresif belirtiler yaşayan genç erişkinlerde dikkat ve odaklanma sorunları unutkanlık gibi hissedilebilir. Bununla birlikte genç yaşta görülen her yakınmayı sadece strese bağlamak da doğru değildir.
Baş ağrısı, nöbet, kafa travması öyküsü, enfeksiyon sonrası belirgin bilişsel değişim, otoimmün hastalıklar, metabolik nedenler veya nadir nörolojik durumlar da araştırılabilir. Bu nedenle yaş tek başına güvence sağlamaz. Özellikle işlev kaybı varsa veya yakınma giderek belirginleşiyorsa değerlendirme geciktirilmemelidir.
Nöroloji muayenesinde neler değerlendirilir?
Unutkanlık yakınması olan hastada amaç yalnızca bir test yapmak değildir. Öncelikle ayrıntılı öykü alınır. Şikayetin başlangıcı, ilerleyişi, hangi alanlarda sorun yaşandığı, uyku düzeni, ruhsal durum, eşlik eden hastalıklar ve kullanılan tedaviler sorgulanır. Yakınlarından alınan bilgi çoğu zaman tanısal değeri artırır.
Ardından nörolojik muayene ve bilişsel değerlendirme yapılır. Gerektiğinde kan tetkikleri, beyin görüntüleme yöntemleri ve bazı özel incelemeler planlanabilir. Her hastaya aynı tetkik gerekmez. Doğru yaklaşım, kişiye göre şekillenen basamaklı değerlendirmedir.
Bazı hastalarda bellek sorununun temelinde tedavi edilebilir nedenler bulunabilir. Bazılarında ise düzenli takip gerektiren nörodejeneratif süreçler söz konusu olabilir. Bu ayrımı erken dönemde yapabilmek, hasta ve ailesi için oldukça değerlidir. Çünkü erken değerlendirme sadece tanı koymak için değil, güvenlik, günlük yaşam planlaması ve yakın takibin düzenlenmesi için de önem taşır.
Aileler nelere dikkat etmeli?
Yakınınızdaki kişide değişimi fark ediyorsanız bunu suçlayıcı olmayan bir dille konuşmak gerekir. “Sen artık hiçbir şeyi hatırlamıyorsun” gibi ifadeler yerine, belirli örneklerle gözlemi paylaşmak daha yapıcıdır. Hangi unutkanlıkların ne sıklıkta olduğunu not etmek, muayenede çok yardımcı olur.
Özellikle şu noktalar önemlidir: aynı soruları tekrarlama, tarihleri karıştırma, ev içinde eşya yerleştirmede belirgin değişiklik, hesap işlerinde zorlanma, araç kullanırken hata artışı, sosyal geri çekilme ve kişilikte fark edilir değişim. Bunlar tek başına tanı koydurmaz ama değerlendirmeyi gerekli kılabilir.
Ne zaman beklemek yerine başvurmak gerekir?
Şikayet birkaç haftalık yoğunluk dönemine bağlı gibi görünse bile, düzelme olmuyorsa ve özellikle son aylarda artış gösteriyorsa başvurmak uygun olur. Günlük yaşamı etkilemeye başlayan unutkanlıkta, aile bireylerinin dikkatini çeken bir değişiklik varsa veya unutkanlığa başka nörolojik belirtiler eşlik ediyorsa ertelemek doğru değildir.
Bazı hastalar “önce biraz daha izleyelim” yaklaşımıyla aylar kaybedebiliyor. Oysa değerlendirme sonucunda ciddi bir nörolojik sorun saptanmasa bile bu süreç hastaya netlik sağlar, gereksiz kaygıyı azaltır ve izlem planını belirler. Ciddi bir neden varsa da erken fark edilmesi yönetimi kolaylaştırır.
Unutkanlık her zaman ağır bir hastalığın işareti değildir. Fakat sıradan dalgınlık ile tıbbi değerlendirme gerektiren tablo arasındaki çizgi bazen düşündüğümüz kadar belirgin olmayabilir. Bu nedenle özellikle artan, işlev bozan veya yakın çevrenin de fark ettiği bellek değişikliklerinde profesyonel değerlendirme ihmal edilmemelidir.
Belirtilerinizle ilgili sorularınız veya Ankara’daki muayenehanemden randevu almak için iletişime geçebilirsiniz. Detaylı bilgi ve randevu için buraya tıklayın.

