Epilepsi Nöbeti mi Panik Atak mı? Ayırıcı İpuçları

Epilepsi Nöbeti mi Panik Atak mı? Ayırıcı İpuçları

Bir anda başlayan çarpıntı, nefes alamama hissi, titreme, yoğun korku veya çevreden kopma duygusu yaşayan kişi ve yakınlarının aklına aynı soru gelebilir: Epilepsi nöbeti mi panik atak mı? Bu iki durum bazı belirtiler bakımından birbirine benzeyebilir. Ancak kaynakları, izlem gereksinimleri ve uygulanacak yaklaşım farklıdır. Bu nedenle yalnızca o an hissedilen belirtiye bakarak kesin bir sonuca varmak doğru değildir.

Özellikle ilk kez yaşanan, tekrarlayan, bilinçte değişiklikle seyreden ya da sonrasında belirgin sersemlik bırakan ataklar dikkatle değerlendirilmelidir. Kişinin kendi anlatımı kadar, olaya tanık olan yakının gözlemleri de nörolojik değerlendirmede değer taşır.

Epilepsi nöbeti mi panik atak mı: Neden karışabilir?

Panik atakta kalp çarpıntısı, terleme, titreme, baş dönmesi, göğüste sıkışma, uyuşma-karıncalanma ve kontrolü kaybetme korkusu görülebilir. Atak çoğu zaman dakikalar içinde yükselir ve kişi yaşadıklarının farkındadır. Yoğun kaygı, yaşanan bedensel duyumları daha da belirgin hale getirebilir.

Epileptik nöbetler ise beynin elektriksel aktivitesindeki geçici değişikliklerle ilişkilidir. Her epilepsi nöbeti kasılma ve düşme ile ortaya çıkmaz. Bazı nöbetlerde kişi kısa süre dalabilir, çevreyle bağlantısı kesilebilir, anlamsız tekrarlayıcı hareketler yapabilir, konuşulanı duymuyor ya da yanıt veremiyor gibi görünebilir. Bazı kişilerde mide bölgesinden yükselen tuhaf bir his, ani korku, yabancılık hissi, koku veya tat algısında değişiklik gibi belirtiler de başlangıç bulgusu olabilir.

Bu ortak alan özellikle yanıltıcıdır. Ani korku ve çarpıntı, panik atağın sık belirtileri olduğu gibi bazı odaksal epileptik nöbetlerde de görülebilir. Bu nedenle “korku hissettim, o halde panik ataktı” ya da “titredim, o halde epilepsiydi” biçimindeki çıkarımlar güvenilir değildir.

Belirtilerin seyri ayırıcı değerlendirmede ne söyler?

Tanı yalnızca belirtilere göre konulmaz; yine de atağın başlangıcı, süresi, sırasında yaşananlar ve sonrasındaki dönem hekime önemli ipuçları verir. Panik ataklarda belirtiler sıklıkla birkaç dakika içinde yoğunlaşır ve daha uzun sürebilir. Kişi çevresinin farkında olmakla birlikte, yoğun kaygı nedeniyle konuşmakta veya kendini ifade etmekte zorlanabilir.

Epileptik nöbetler çoğu kez daha kısa, ani başlangıçlı ve benzer kalıpta tekrarlayan ataklar şeklinde olabilir. Kişinin olay sırasında yanıt vermemesi, boş bakması, dudak şapırdatma veya el ovuşturma gibi istemsiz tekrarlayıcı hareketler yapması, konuşmasının bozulması ya da sonrasında ne olduğunu hatırlamaması nöbet olasılığını düşündürebilir. Bununla birlikte, tek bir bulgu hiçbir zaman tek başına tanı koydurmaz.

Nöbet sonrasında görülen dönem de önemlidir. Bazı epileptik nöbetlerin ardından uyku hali, baş ağrısı, sersemlik, kas ağrısı, kısa süreli kafa karışıklığı veya belirgin yorgunluk yaşanabilir. Panik atağın ardından da bitkinlik görülebilir; ancak kişi genellikle olayın içeriğini hatırlar ve çevreyle bağlantısını korumuştur. Bu fark her kişide aynı netlikte olmayabilir.

Tanığın gözlemi neden değerlidir?

Atak sırasında bilinç etkilenmişse kişi yaşananları eksik veya hiç hatırlamayabilir. Bu nedenle yakınının anlatımı tanı sürecine ciddi katkı sağlar. Atağın ne zaman başladığı, kişinin gözlerinin açık mı kapalı mı olduğu, çağrılara yanıt verip vermediği, düşme olup olmadığı, hareketlerin nasıl ilerlediği ve atağın ne kadar sürdüğü not edilebilir.

Mümkün ve güvenli olduğunda, yakınların kısa bir video kaydı alması da hekim için yararlı olabilir. Ancak kayıt alma çabası hiçbir zaman kişinin güvenliğinin önüne geçmemelidir. Öncelik, kişinin düşmesini engellemek, etrafındaki sert veya kesici eşyaları uzaklaştırmak ve nefes almasını engelleyecek bir durum olmadığından emin olmaktır.

Her kasılma epilepsi anlamına gelmez

Bayılma, kan şekeri değişiklikleri, ritim sorunları, uyku ile ilişkili bazı durumlar, yoğun stres tepkileri ve işlevsel nöbetler de epileptik nöbetlere benzeyen tablolara yol açabilir. İşlevsel nöbetlerde belirtiler gerçektir; kişi bunu isteyerek yapmaz. Ancak altta yatan mekanizma epilepsiden farklı olabilir. Doğru yaklaşım için bu ayrımın özenle yapılması gerekir.

Bu nedenle yalnızca bir video görüntüsüne, internetten okunan belirti listelerine veya tek seferlik bir laboratuvar sonucuna dayanarak kesin karar vermek uygun değildir. Ayrıntılı öykü, nörolojik muayene ve gerektiğinde beyin elektriksel aktivitesini değerlendiren incelemeler ile görüntüleme yöntemleri birlikte ele alınır. Bazı kişilerde değerlendirme süreci, atakların özelliğine göre zaman içinde şekillenir.

Atak anında yakınlar nasıl davranmalı?

Kişi kasılarak yere düşmüşse sakin kalmak ve çevre güvenliğini sağlamak gerekir. Başının altına yumuşak bir destek konulabilir; sıkı kıyafetler gevşetilebilir. Kişiyi zorla tutmaya çalışmak, ağzını açmak için herhangi bir nesne yerleştirmek ya da su ve yiyecek vermek doğru değildir. Bu uygulamalar yaralanmaya neden olabilir.

Atak sırasında süre tutulması faydalıdır. Kişi yanıt vermiyorsa, solunumu olağan görünmüyorsa, arka arkaya ataklar geçiriyorsa, ciddi şekilde yaralanmışsa, gebeyse, suda nöbet geçirmişse veya bu ilk nöbet görünümündeki olay ise acil tıbbi yardım alınmalıdır. Nöbet birkaç dakika içinde sonlanmıyor ya da kişi sonrasında kendine gelmiyorsa da gecikmeden acil değerlendirme gerekir.

Panik atağa benzer bir tabloda ise kişiye “sakin ol” demek yerine, yanında olduğunuzu kısa ve güven verici cümlelerle belirtmek daha yardımcı olabilir. Nefesini zorla düzenlemeye çalıştırmak yerine güvenli bir ortam sağlamak, belirtilerin geçici olabileceğini hatırlatmak ve devam eden veya alışılmadık bulgularda tıbbi destek istemek uygun bir yaklaşımdır.

Tekrarlayan ataklarda hangi bilgiler hazırlanmalı?

Nöroloji muayenesi öncesinde atak günlüğü tutmak değerlendirmeyi kolaylaştırabilir. Atağın tarihi, saati, yaklaşık süresi, öncesindeki uyku durumu, açlık, stres, ateş, alkol kullanımı gibi koşullar; atak sırasında görülen belirtiler ve sonrasındaki durum kaydedilebilir. Kişinin kullandığı tüm tedaviler, geçmiş hastalıkları, kafa travması öyküsü ve ailede benzer durumların bulunup bulunmadığı da paylaşılmalıdır.

Özellikle ataklar hep benzer biçimde başlıyor ve tekrar ediyorsa, kişi kısa süreli farkındalık kaybı yaşıyorsa veya günlük yaşamını etkileyen belirsizlik sürüyorsa kişisel değerlendirme için nöroloji muayenesi gerekebilir. Panik atak düşünülse bile, nörolojik nedenlerin uygun biçimde dışlanması bazı hastalarda hem güvenlik hem de iç huzuru açısından önem taşır.

Belirtileri adlandırmaya çalışmak anlaşılır bir ihtiyaçtır; fakat doğru tanı, kişinin öyküsünü ve yaşadığı atağın tüm ayrıntılarını birlikte değerlendirmeyi gerektirir. Ankara Çankaya’daki muayenehanemizde, tekrarlayan veya belirsiz atakların nörolojik açıdan ayrıntılı değerlendirilmesi ve hasta yakınlarının süreç hakkında bilgilendirilmesi hedeflenir. Belirtilerinizle ilgili sorularınız veya randevu talebiniz için iletişim sayfası üzerinden muayenehanemizle iletişime geçebilirsiniz.